ergeneli@hotmail.com 0312 426 22 42

MENOPOZA GEÇİŞ VE KALP-DAMAR HASTALIKLARI

Ülkemizde TÜİK verilerine göre kadınlarda ortalama yaşam süresi 81,3 yıla uzamıştır. Tüm kadın ölümlerinin %40 kadarı kalp-damar hastalıkları nedeniyle olmaktadır. Kadınlar, yaşamlarının %35-40 kadarını menopozda geçirmekte ve birçoğu önlenebilir bir hastalık olan kalp-damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Amerikan Kalp Birliği (American Heart Association) bizleri de yakından ilgilendiren bu konuyla ilgili farkındalık yaratmak ve mevcut bilgileri sunmak üzere Circulation Dergisinin Aralık 2020 sayısında bilimsel bir makale yayınlamıştır. Aşağıda bu makalenin özetini bulacaksınız.

Menopause Transition and Cardiovascular Disease Risk: Implications for Timing of Early Prevention: A Scientific Statement From the American Heart Association

Samar R. El Khoudary, Brooke Aggarwal, Theresa M. Beckie, Howard N. Hodis, Amber E. Johnson, Robert D. Langer, Marian C. Limacher, JoAnn E. Manson, Marcia L. Stefanick, Matthew A. Allison, and On behalf of the American Heart Association Prevention Science Committee of the Council on Epidemiology and Prevention; and Council on Cardiovascular and Stroke Nursing

https://doi.org/10.1161/CIR.0000000000000912Circulation. 2020;142:e506–e532

Kalp-damar hastalıkları (KDH) kadınlarda en önemli ölüm nedenidir. Farkındalık çalışmalarında Amerikan kadınlarının sadece %56 kadarının kalp-damar hastalıklarının önemi konusunda bilgi sahibi olduğu gösterilmiştir.

Kadınlar erkeklerden birkaç yıl sonra koroner kalp hastalığına (KKH) yakalanmaktadır ve bu risk orta yaş gruplarında süratle artmaktadır, bu yaşlar da menopoza geçiş dönemine denk gelmektedir. Bu bilimsel bildirinin amacı orta yaşlarda ve menopoza geçiş döneminde ortaya çıkan kalp-damar orta yaş gruplarında süratle artmaktadır, bu yaşlar da menopoza geçiş dönemine denk gelmektedir. Bu bilimsel bildirinin amacı orta yaşlarda ve menopoza geçiş döneminde ortaya çıkan kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyen değişiklikler konusunda farkındalığı arttırmaktır.

Kalp-damar hastalığı riski ile ilişkili menopoz karakteristikleri:

    Doğal menopoz yaşı:
    Kırk beş yaş ve öncesinde menopoza giren kadınlarda, 45 yaşından sonra girenlere göre KDH riski 1,50 kat, ölümcül KDH riski 1,11 kat daha fazla bulunmuştur. Hatta 50-59 yaşları arasında menopoza girenlerde 50 yaştan önce menopoza giren kadınlara göre ölümcül KDH olma riski %13 kadar daha az görülmektedir.

    Uzun dönemli çalışmalarda, 45 yaşından önce menopoza giren kadınlarda 45 yaşından sonra menopoza girenlere göre, gelişecek kalp-damar hastalığına bağlı kalp yetmezliğinin ortaya çıkma riski %33 daha fazla bulunmuştur.

    Menopoz tipi:
    Çok sayıdaki çalışma menopoz tipi ile KKH arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Yumurtalıkların cerrahi olarak çıkartılma zamanının doğal menopoz yaşı ile ilişkisi önem kazanmaktadır. Yumurtalıkların doğal menopoz yaşı civarında çıkartılması KKH açısındanrisk getirmemektedir. Ancak 40-45 yaş arasında yumurtalıkların çıkartılması KKH riskini arttırmakta, 40 yaşından önce çıkarılmasının etkisi ise prematür menopoza benzer şekilde olmaktadır.

    Menopoz dönemleri:
    Menopoza geçiş döneminin başlangıç kısımları ile son adet tarihine yaklaşılan son kısımları arasında kadınların hem sistolik kan basınçlarında hem de diyastolik kan basınçlarında belirgin bir fark oluştuğu ve kan basınçlarının arttığı gözlenmiştir. Ayrıca son adete yaklaşılan veya son adetten sonraki dönemde toplam kolesterol, iyi huylu kolesterol (HDL), kötü huylu kolesterol (LDL) ve lipoprotein(a) düzeylerinin süratle artarak ortalama 2,1 katlık bir düzeye ulaştığı saptanmıştır.

    Sıcak basmaları:
    Menopoza geçiş dönemindeki sıcak basmaları ile kötü kan yağları değerleri, insulin direnci ve gelişecek hipertansiyon arasında ilişki saptanmıştır. Sıcak basmalarının, özellikle menopoza geçiş döneminin başından itibaren ortaya çıkan sıcak basmalarının KDH ve KKH risklerinin artışı ile ilişkisi gözlenmiştir.

    Uyku bozuklukları:
    Menopoza geçiş dönemindeki kadınlarda kısa uyku, kalitesiz uyku ve uykusuzluk gibi uyku kalitesindeki bozukluklar ile metabolik sendrom arasında belirgin bir ilişki bulunmuştur.

    Depresyon:
    Menopoza geçiş dönemindeki depresyon belirtileri ile artmış KDH riski arasında sıkı bir ilişki gözlenmiştir. Depresyon, gerek KDH nedeniyle gerekse tüm nedenlerden dolayı ölümlerde ciddi bir belirleyici olarak saptanmıştır.

Kronolojik yaşlanmaya eşlik eden menopoza geçiş dönemine özel dahili değişiklikler

    Kan yağları, kan basıncı, insulin, glukoz ve metabolik sendrom:
    Çalışmalarda menopoza geçiş döneminde, kronolojik yaştan ziyade yumurtalık yaşlanmasına ait çok kuvvetli deliller elde edilmiştir; örneğin toplam kolesterol, kötü huylu kolesterol (LDL) ve apolipoprotein(B) seviyelerinde son adet tarihini takip eden bir yıl içinde süratli bir yükselme görülmüş, bu değişikliklerin sadece kronolojik yaşlanma ile açıklanamayacağı tespit edilmiştir. Diğer taraftan iyi huylu kolesterol (HDL) seviyeleri ile menopozun karmaşık bir ilişkisi mevcuttur. Menopoz öncesinde yüksek HDL seviyeleri kalp damarlarında damar sertliği plaklarının oluşmasına engel olurken, menopoza geçiş döneminde bu özelliğini yitirerek yüksek HDL seviyeleri kalp damarlarında plakların daha fazla oluşmasına yol açarak KDH riskinin artmasına neden olur.

    Menopoz kan basıncı, insulin ve glukoz seviyelerinde değişikliklere yol açmaz; ancak menopoz sonrasında kronolojik yaştan beklenmeyecek kadar metabolik sendrom belirtilerinin arttığı gözlenmiştir. Menopoza girildikten sonrasında değil de son adetin yaklaştığı tarihlerde metabolik sendromun gelişmesi veya mevcut metabolik sendromun şiddetlenmesi söz konusu olmaktadır.

    Kilo alımı, vücut kompozisyonu ve yağlanma:
    Kadının orta yaşlarda kilo alması enerji kullanımında azalmaya bağlıdır ve kronolojik yaşlanma ile açıklanabilir. Çalışmalarda, menopoz öncesi ve sonrasını kapsayan üç yıllık dönem boyunca 2 ile 2,3 kg arasında kilo alımı gözlenmiştir.

    Kilo değişiklikleri kronolojik yaşa bağlı olmakla beraber menopoza geçiş döneminde vücut yağlarının yerleşim yerleri değişir ve organlardaki yağ dokusu miktarı artar. Son adetten 8 yıl önce başlatılıp son adetten 10 yıl sonra sonlandırılan bir çalışmada, son adet tarihinden iki yıl önce başlayıp son adet tarihinden iki yıl sonra tamamlanan dönemde, vücuttaki yağ birikiminin iki katına çıktığı ve yağ dışı kitlenin azaldığı, böylece vücut yağlarındaki dağılımın menopozla ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bir başka çalışmada, menopoz öncesi ve menopozdan 8 yıl sonra yapılan ölçümlerde kadınların kilolarında ve bel çevresi ölçümlerinde değişiklik olmayanlarda bile karın içindeki yağların, cilt altı dokularındaki yağların ve organlardaki yağların belirgin şekilde arttığı gözlenmiştir. Özellikle karaciğer ve kalpte biriken yağlar önem taşımaktadır. Kalp çevresinde biriken yağ miktarının KDH riski ile yakın ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Menopoz sonrası karaciğerde de yağ birikiminin belirginleştiği gösterilmişse de bunun karaciğer hastalıkları ile ilişkisi henüz kanıtlanmamıştır.

Kadınlarda orta yaşlarda kalp-damar sağlığı: Güncel durum

    AHA, kalp-damar sağlığını ideal, orta ve kötü olarak gruplandırmakta ve bunun için 7 gösterge tanımlamaktadır: Vücut kütle indeksi (VKİ), fizik aktivite, sigara, diyet, kolesterol, kan basıncı ve açlık şekeri. Bu göstergeler için ideal değerlerin ne olduğu menopoza geçiş dönemindeki kadınlar için bilinmemektedir, ancak aşağıda menopozdaki kadınlar için belirlenmiş değerler aktarılmıştır.

    Vücut kütle indeksi ve vücut yağları:
    (Vücut kitle indeksi, kilogram cinsinden kilonuzun, boyunuzun metre cinsinden karesine bölünmesi şeklinde hesaplanır, kg/m2 olarak ifade edilir; 18,4’ün altında ise zayıf, 18,5-24,9 arası normal, 25,0-29,9 arası fazla kilolu, 30,0’dan fazla ise şişman-obes olarak isimlendirilir)

    Menopoz sonrası kadınlardan vücut kitle indeksi (VKİ) 40 kg/m2’ye eşit veya daha fazla olanların, bel çevresi 115,5 cm ve daha fazla olanlarla bel çevresi 108,4 cm’ye eşit veya daha az olanlar arasında toplam ölüm oranları ile KKH ve kalp yetmezliği geliştirme oranları arasında belirgin bir fark saptanmıştır. İlaveten menopoz sonrasında VKİ normal olup göbek çevresi şişmanlığı olanların (göbek çevresi 88 cm ve daha fazla olanlar), VKİ normal olup göbek çevresi şişmanlığı olmayanlara göre ölüm riskleri daha yüksek bulunmuştur.

    Fizik aktivite:
    Tüm çalışmalar, fizik aktivite ile KDH nedeniyle ölümler arasında çok kuvvetli bir ters ilişki olduğunu göstermektedir, yani fizik aktivite arttıkça ölümler azalmaktadır. Güncel öneri, kadınların bir haftada toplam 150 dakika veya daha fazla orta derecede veya haftada toplam 75 dakika şiddetli fizik aktivitede bulunması şeklindedir.

    Fizik aktiviteden uzak yaşamak ile tüm nedenlerden ölümler ve KDH nedeniyle ölümler arasında bir ilişki saptanmıştır. Özellikle günün 8 saatten fazlasını oturarak geçirenlerde tüm nedenlerden ve KDH nedeniyle ölüm riski süratle artmaktadır.

    Sigara:
    Sigara içen kadınlar, hiç sigara içmemiş kadınlara göre yaklaşık 11 yıl daha erken hayatını kaybetmektedir. Çalışmalarda günde bir sigara içen kadınların, günde bir sigara içen erkeklere göre KKH olma riski daha yüksek bulunmuştur. Sigara içen kadınlarla hiç sigara içmemiş olanlar karşılaştırıldığında, sigara içenlerin KDH ve inme riski ile KDH veya tüm nedenlerden ölüm riskinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir.

    Diyet:
    Diyette meyve, sebze ve bitkisel yağları tüketenlerde organ yağlanmasının daha az görüldüğü, ara öğünlerini tatlı yiyeceklerle alanlarda karaciğer yağlanmasının daha fazla olduğu gösterilmiştir.

    Kolesterol:
    Altmış yaş ve üzerindeki Amerikalı kadınların sadece %25,2’sinde toplam kolesterol seviyesi 200 mg/dl’nin altında bulunmuştur. Yirmi yaş üzerindeki kadınların %30,4’ünde LDL kolesterol seviyesi 130’un üzerindedir. Ortalama LDL kolesterol seviyesi kadınlarda 114,9 mg/dl iken erkeklerde 112,1 mg/dl seviyesindedir.

    Kan basıncı:
    Hipertansiyon, kadınlarda yaş ilerledikçe artan ve KDH riski açısından kontrol edilebilir bir faktördür. Erkeklerde 65 yaş öncesinde çok sık hipertansiyon görülmesine rağman, 55-64 yaş aralığındaki kadınlarda da erkeklere benzer miktarda hipertansiyon olguları görülmektedir. Sistolik kan basıncının her 10 mmHg yükselişinde hem kadınlarda hem de erkeklerde KDH riski %15 artmaktadır.

    Açlık şekeri:
    Diyabet kadınlarda KDH nedeniyle ölümler için erkeklerden daha önemli bir risk faktörüdür. Menopoz sonrasında diyabet riskinin arttığını gösteren deliller mevcuttur. Diyabeti olan kadınlarda KDH gelişme riski erkeklerden %44 daha fazla bulunmuştur.

Orta yaştaki kadınlarda hayat tarzındaki değişikliklerin kalp-damar hastalığı riskine etkileri: Değişikliklerin zamanlaması

    AHA, 2011 yılında ideal kalp-damar sağlığına ulaşmak için 7 öneride bulunmuştu. Hayat tarzı değişiklikleri için önerilenler sigara içenlerin sigarayı bırakması, fazla kiloluların kilo vermesi, yemek şeklinin sağlıklı hale getirilmesi, fizik aktivitenin önerilen miktarlara çıkartılması, kolesterol, kan şekeri ve kan basıncının uygun seviyelere getirilmesi idi. Ancak bu hayat tarzındaki değişiklere ne zaman başlanması gerektiği konusuna açıklık getirilmemişti.

    Menopoza geçiş dönemindeki kadınlarda hayat tarzındaki değişiklilerle ilgili araştırmalar
    Kadınların menopoz durumunu dikkate almamış olan çalışmalarda uygun diyet ve egzersiz ile KDH risklerinde önemli değişiklikler sağlandığı gösterilmiştir. Az yağlı diyetler ve fizik aktivitenin arttırılması ile santral şişmanlığın-obesitenin azaltılabildiği saptanmıştır.

    Menopoza geçiş dönemindeki kadınlardaki çalışmalarda da düşük kalorili, doymuş yağlardan fakir diyetler ve fizik aktivitenin arttırılması ile kilo alımının engellenmesi, sistolik ve diyastolik kan basıncının azaltılması, kan şekeri ve insülin seviyesinin azaltılması, kan trigliserit seviyesinin düşürülmesi mümkün olabilmiştir.

    Hayat tarzı ile kalp-damar sağlığı arasındaki ilişkiler
    Menopoza geçiş dönemiyle beraber kadınlarda KDH açısından riskin süratle arttığına dair kanıtların artması üzerine menopoza geçiş dönemindeki hayat tarzı değişiklikleri ile KDH riski arasındaki ilişkiler irdelenmeye başlanmıştır. Bu konudaki ilk çalışmalardan olan Nurses’ Health Study araştırmasında diyet, egzersiz ve sigaradan kaçınma ile 14 yıldan daha uzun süreli takip edilen kadınlarda koroner arter hastalığının %83 daha az ortaya çıktığı gözlenmişti.

    Çeşitli çalışmaların birleştirilmesi ile 5,3 milyon kadından elde edilen bulgularda sigara içenlerde KKH 3,12 kat, inme 2,09 kat, kalp-damar hastalığından ölüm 2,76 kat fazla bulunmuştur. Yine aynı çalışmada VKİ<25kg/m2 olan kadınlarla karşılaştırıldığında KKH riski, VKİ 25-30 kg/m2 arasında olanlarda 1,47 kat, 30-35 kg/m2 olanlarda 1,67 kat artmış olarak bulunmuştur. Önerilen miktarlarda fizik aktivite yapanlarda KKH riski %39, inme riski %23, KDH nedeniyle ölüm %30 daha az olarak gözlenmiştir.

Menopoz sonrası hormon tedavisinin kalp-damar sağlığına ve kalp-damar hastalığına etkisi

    Menopoz sonrası hormon tedavisinin (MHT) kalp-damar sağlığı üzerine etkileri şimdiye kadar hep menopoz sonrası kadınları kapsayan klinik çalışmalarla değerlendirilmiştir. Menopoza geçiş döneminde ortaya çıkan belirtilerin önlenmesi için kullanılan hormon tedavilerinin etkileri konusunda bilgi bulunmamaktadır.

    MHT başlama zamanlaması
    Klinik kanıtlar, menopoz sonrası hormon tedavisinin damar sertliği ve KDH olaylarına etkisinin yaş ve menopozda geçirilen süre ile değiştiğini göstermektedir. KDH ve tüm nedenlerden ölüm hızlarına olumlu etkilerin görülebilmesi için MHT başlandığında, kadınların 60 yaşından küçük olması ve menopozda geçen sürenin 10 yıldan daha kısa olması gerekmektedir; tedavinin daha ileri yaşlarda veya daha uzun menopoz süresi sonrasında başlanması halinde olumsuz etkiler görülebilmektedir. Bu konudaki en kapsamlı çalışmalardan olan Nurses’ Health Study çalışmasında 30-55 yaş arasında MHT kullananlarda hiç hormon almamış olanlara göre ölüm oranları %37 daha az gözlenmiştir.

    Danimarka’da ortalama 50 yaşındaki kadınlara HRT başlanmış ve 10 yıl süreyle kalp yetmezliği ve enfarktüs nedeniyle hastaneye yatışlar ile ölümler izlenmiştir. Bu çalışmada, izlenen sorunların MHT alanlarda %52 daha az görüldüğü, inmeler açısından bir fark olmadığı saptanmıştır.

    Pek çok çalışma sonuçlarının bir araya getirilerek değerlendirildiği çalışmalarda menopoz sonrası hormon tedavisinin 60 yaş öncesinde ve 10 yıllık menopoz süresinden önce başlanması halinde koroner kalp hastalığını %30, tüm nedenlerden ölümleri %48 azalttığı hesaplanmıştır. Bir Cochrane çalışmasında da aynı kriterler uygulandığında koroner kalp hastalığının %48, tüm nedenlerden ölümlerin %30 azaldığı; venöz tromboembolilerin %74 arttığı, inmelerde değişiklik olmadığı hesaplanmıştır.

    MHT ilaçları ve uygulama yolları
    MHT için kullanılan ilaçların ve uygulama yollarının KDH açısından karşılaştırıldığı klinik çalışmalar mevcut değildir. Ancak gözlemsel çalışmalarda estrojenlerin cilt yoluyla kullanılması halinde ağız yoluyla kullanılmasına göre KKH, inme, KDH nedeniyle ölümlerde azalma gözlenmiştir. Bir İngiliz çalışması venöz tromboemboliler açısından incelemiş, cilt yoluyla kullanılan estrojenlerin riski arttırmadığı ancak ağız yoluyla kullanılanların arttırdığı sonucuna ulaşmıştır.

    MHT kullanımının kalp-damar sağlığıyla ilişkisi
    Vücuttaki yağ dağılımı
    MHT alan kadınların üç yıl boyunca izlendiği dört ayrı çalışmada MHT almayanlara göre vücut yağ kitlesinin daha az olduğu, ortalama 1 kg daha az kilo alındığı, bel çevresinin 1,2 cm daha küçük kaldığı ve vücut kitle indeksinin daha az arttığı gözlenmiştir.

    Metabolik sendrom belirtileri
    MHT alanlarda açlık kan şekerinin ve insülin seviyesinin daha düşük olduğu, insülin direncinin belirgin şekilde azaldığı ve daha az tip 2 diyabet görüldü yüksek hasta sayılı çalışma ile gösterilmiştir.

    Damar sağlığı
    Koroner arter hastalığının bir göstergesi olan damar duvarındaki kireçlenmelerin HRT alanlarda belirgin şekilde daha az olduğu iki ayrı çalışmada gözlenmiştir.

    Menopoz sonrası hormon tedavisinin sonlandırılması
    En geniş hasta sayılı Amerikan çalışmasında HRT sonlandırıldıktan sonra 8,2 yıl süren takiplerde, kadınlarda KKH, inme, akciğer embolisi ve tüm nedenlerden ölümler açısından bir artış saptanamamıştır. Bunun aksini gösteren çalışmalar varsa da gelişen çalışma teknikleri artık HRT başlama zamanının önemine vurgu yapmaktadır. Artık kısa süre önce menopoza giren kadınlarda uygun gerekçelerin ortaya çıkması halinde HRT başlanması önerilmektedir. Bugünkü kanıtlar prematür menopoza girenlerin, cerrahi olarak menopoza girenlerin ve menopoz süresi 10 yıldan kısa olanların MHT ile KDH açısından fayda göreceğini göstermektedir. MHT ile ortaya çıkan yararların zararlarından çok daha fazla olduğu görülmektedir.

Kadınlarda kan yağlarını (lipid) düşürücü ilaçlar

    Yüksek riskli kadınlarda lipid düşürücü ilaçlarla en uygun kan lipid seviyelerine ulaşmak amaçlanmaktadır; ancak bu ilaçlarla damar sertliğine bağlı kalp-damar hastalığının engellenebildiği ve yaşam süresinin uzatılabildiği hala belirsizliğini korumaktadır. Lipid düzeylerini düzeltmek için ilk başvurulan tedaviler egzersiz, kilo verme, sigaranın bırakılması ve sağlıklı diyet gibi yaşam şeklindeki değişikliklerdir. Alternatif tıp yayınlarında da diyet değişiklikleri, bitkisel ürünler ve beslenmeye katkı ürünleri önerilmektedir. Bunlardan en çok önerilen omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin kalp-damar sağlığı üzerine etkileri tıp çevrelerinde de çok irdelenmiştir. Yakın zamandaki çalışmalarda omega-3’ün koroner kalp hastalığını %7, enfarktüsü %8 oranında azalttığı, ancak KDH nedeniyle veya tüm nedenlerden dolayı ölüm miktarını değiştirmediği sonucuna ulaşılmıştır. Omega-6 asitlerinin toplam kolesterol seviyelerinde azalmayı sağlayabildiği, ancak enfarktüs oluşumunu azaltamadığı gösterilmiştir. Dikkati çeken önemli hususlar da bu çalışmalarda kadınların menopozda olup olmadıklarının belirtilmemiş olduğu için bu sonuçların menopoz sonrası kadınlar için ne kadar geçerli olduğunun bilinmemesi ve çalışmadaki kadın sayısının çok düşük olmasıdır.

    Damar sertliğine bağlı kalp-damar hastalıklarını önlemek amacıyla lipid düşürücü ilaçların (statin adı verilen ilaç grubu) kullanıldığı çok sayıda araştırma mevcuttur. Gerek Amerika’da (JUPITER çalışması) gerekse Japonya’da (MEGA çalışması) yapılan ve kadınları kapsayan çalışmalarda, statin grubu ilaçlarla ölümcül veya ölümcül olmayan enfarktüslerde ve tüm nedenlere bağlı ölümlerde azalma sağlandığı gösterilememiştir.

    Statin tedavisi ile koroner kalp hastalığının birincil önlenmesi (hastalığın ortaya çıkmasının engellenmesi) için yapılan çok sayıdaki araştırmayı değerlendiren bir çalışmada erkeklerde %28 ile %41 arasında koruyuculuk gözlenirken kadınlarda hiçbir koruyuculuk gözlenmediği ortaya çıkmıştır.

    Çok sayıda araştırmayı bir arada inceleyen başka bir çalışmada, statin grubu ilaçların birincil ve ikincil (koroner kalp hastalığı ortaya çıktıktan sonra enfarktüs gelişmesine engel olunması) korumadaki rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada statinlerin, erkeklerde birincil korumada etkili iken kadınlarda yarar sağlamadığı, ancak ikincil korumada kadınlarda da erkekler gibi yarar sağladığı, birincil veya ikincil koruma alan kadınlarda tüm nedenlerle ölümlere bir faydasının görülmediği bildirilmiştir.

    Statinlerin kadınlardaki etkinliğinin sınırlı olması nedeniyle, yeni geliştirilen çok sayıdaki lipid düşürücü ilacın kadınlardaki etkinliği araştırılmaktadır. Kanıta dayalı bulguların, kadınlarda KDH olaylarını ve tüm nedenlere bağlı ölümleri azalttığını desteklememesine rağmen kalp-damar hastalıklarını engellemek üzere yayınlanan kılavuzlar kadın ve erkekler için ayrı ayrı önerilerde bulunmamaktadır. Güncel kılavuzlar, cinsiyet ve menopoz durumu gözetmeksizin KDH riskini azaltmak için ilk olarak statinlerin kullanılmasını önermektedir.

Kadınlarda KDH önlenmesi için güncel AHA kılavuzu

    Kılavuz önerilerinin özeti
    AHA, ideal kalp-damar sağlığını aşağıdakilerin tümünün bir arada varlığı olarak tanımlamaktadır: Klinik olarak KDH olmaması; toplam kolesterolün ideal seviyede olması (<200 mg/dl); normal kan basıncı (<120/80 mmHg); normal sınırlarda açlık kan şekeri (<100 mg/dl); VKİ<25 kg/m2; sigara içilmemesi; haftada 150 dakika orta derecede veya 75 dakika şiddetli fizik aktivitede bulunmak; sağlıklı diyet. Bu öneriler kadınlara özel olmamakla beraber mevcut kanıtlar, orta yaşlarda bu önerilere uyulması ve sürdürülmesi halinde kalp-damar sağlığının uzun süreli korunacağı ve KDH olaylarının kısa dönem, orta dönem ve tüm yaşam boyu dramatik şekilde azalacağı belirtilmektedir.

    Kılavuz; MHT, antioksidan vitamin takviyeleri (örneğin E vitamini, C vitamini, beta-karoten), folik asidin (vitamin B6 ve B12 ile beraber) kalp-damar hastalıklarının birincil ve ikincil önlenmesi için kullanılmaması gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca 65 yaşından küçük sağlıklı kadınların, enfarktüsü önlemek için aspirin kullanmamasını önermektedir.

    AHA kılavuzları, menopoza geçiş yıllarındaki kadınlarda, hormonlarla inme arasındaki ilişkinin incelenmemiş olduğundan bahsetmektedir. Ancak orta yaşlarda erkeklerden belirgin derecede az görülen inmelerin, menopozdan sonraki 10 yıl içinde iki katına çıktığını, prematür menopoza girenlerde (40 yaş öncesi) veya erken menopoza girenlerde (40-45 yaş arası) riskin arttığının gözlendiği belirtilmektedir. Gözlemlerin, 50 yaş öncesinde cerrahi olarak yumurtalıkları çıkarılan kadınlarda her türlü inme riskinin yumurtalıkları korunanlara göre arttığını gösterdiği belirtilmektedir. AHA kılavuzu, menopoz sonrası kadınlarda birincil veya ikincil korunma için MHT kullanılmaması gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Özet ve Sonuçlar

    Menopoz yumurtalık faaliyetlerinin tamamen ve kalıcı olarak sonlanmasını ifade etmektedir. Düzenli adet kanamalarının görüldüğü yumurtalığın faal olduğu dönemden, adet kanamalarının olmadığı döneme geçişe de menopoza geçiş dönemi adı verilir; bu dönemde adet düzensizlikleri ve menopoza ait belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Menopoza geçiş dönemi, kalp-damar hastalıkları riskiyle ilişkili değişikliklerin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu bilimsel beyanın amacı, menopoza geçiş dönemi hakkındaki güncel bilgileri bir araya getirerek bu bilgilerin kalp-damar hastalıkları ile ilişkisini ortaya koymaktır. Yukarıda anlatılan bilgiler aşağıda özetlenmiştir.

      1. Doğal menopoz yaşı 50’dir. Doğal menopoz 40 yaştan önce olursa prematür, 40-45 yaşlar arasında olursa erken olarak adlandırılır.

      1. Yaşam sürelerindeki uzama nedeniyle kadınların hayatlarının yaklaşık %40’lık bölümü menopozda geçmektedir.

      1. Doğal menopozun erken yaşlarda ortaya çıkması kalp-damar hastalıkları riskindeki artışla ilişkilidir.

      1. Menopoz öncesinde yumurtalıkların çıkartılması kalp-damar hastalıkları riskini daha fazla arttırmaktadır. Kuzey Amerika Menopoz Cemiyeti, prematür veya erken menopoza girenlere (doğal veya cerrahi olarak) en az ortalama menopoz yaşına kadar MHT almasını önermektedir.

      1. Sıcak basmaları, kalp-damar hastalıkları açısından kötü risk faktörlerine ve klinik belirti vermemiş damar sertliğine işaret etmektedir.

      1. Menopoza geçiş dönemindeki uyku bozuklukları, klinik belirti vermemiş kalp-damar hastalığı risk faktörleri ile ilişkilidir.

      1. Depresyon, menopoz çevresinde daha sık görülür ve gizli kalp-damar hastalığı ile ilişkilidir.

      1. Menopoza geçiş dönemi, adet bozuklukları ile veya menopoz şikayetleri ile başlar ve son adetten sonraki 12 aya uzanır. Bu dönem, kalpte ve damarlarda ciddi değişikliklerin olduğu ve bu değişikliklerin kalp-damar hastalıkları riskini değiştirdiği dönemdir.

      1. Santral ve organlardaki yağın artarak adale kitlesinin azalması bu dönemde ortaya çıkar. Santral obesite artışı (göbek çevresi kalınlaşması) VKİ normal sınırlarda olsa bile ölüm riskindeki artışla ilişkilidir.

      1. Menopoz sonrasında kalp çevresindeki yağ dokusu yaşa bağlı olmaksızın artar; bu artışı estrojen seviyeleri veya MHT değiştirebilir.

      1. Kan lipidlerindeki artış (LDL kolesterol ve apolipoprotein B), metabolik sendrom riski ve damar değişiklikleri menopoza geçiş dönemi ile ilişkili iken; kan basıncı artışı, insulin ve kan şekeri seviyesindeki artışlar kronolojik yaş ile ilişkilidir.

      1. En yeni bulgular, HDL kolesterol ile KDH arasındaki ilişkinin menopoza geçiş döneminde tersine döndüğünü göstermektedir. Menopoz sonrasında HDL kolesterol seviyesinin yüksekliği kalp-damar sağlığı açısından iyiliğin işareti olamamaktadır.

      1. Bugün için ideal kalp-damar sağlığı için gerekliliklerin ne olduğu konusunda sınırlı bilgi mevcuttur.

      1. Sınırlı bilgilere rağmen menopoza geçiş dönemindeki kadınlarla yapılan geniş kapsamlı çalışmalarda, hayat tarzındaki çok yönlü değişikliklerin kilo alımını önlediği, trigliserid seviyesini düşürdüğü, sistolik ve diyastolik kan basıncını düşürdüğü, kan şekerini düşürdüğü, bütün bu değişiklikler sonucunda kalp damarlarındaki damar sertliği gelişiminin engellendiği gözlenmiştir.

      1. Mevcut bilgiler, menopoz sonrası hormon tedavisinin 60 yaşından önce ve menopozdaki sürenin 10 yıldan uzun olmaması halinde başlanması durumunda KDH riskini azalttığına delalet etse de, KDH açısından MHT ilaçlarının veriliş yolları ve sürelerinin ideal şekilleri ve menopoz belirtilerinin menopoza geçiş döneminde ortaya çıkması halinde nasıl kullanılacaklarını ortaya çıkaracak araştırmalara gereksinim vardır.

      1. Damar sertliğine bağlı kalp-damar hastalığının önlenmesi ve yaşam süresinin uzatılması için birincil ve ikincil koruma açısından lipid düşürücü ilaçların kadınlardaki etkinliği henüz müphem görünmektedir; kadınlara kanıta dayalı öneriler yapabilmek için yeni çalışmalara gerek olduğu aşikardır.